Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın memleketi Rize’nin Güneysu ilçesinde yaptığı konuşmada “Önümüzde yaklaşan seçimleri başarıyla inşallah atlatacağımıza olan inancımı da yeniliyorum” ifadeleri, siyaset arenasında bir süredir rafa kalkmış olan erken seçim tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Oysa daha geçtiğimiz haziran ayında Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum yaptığı bir açıklamada mevcut anayasal sistemde “erken seçim” kavramın bulunmadığını, onun yerine “seçimlerin yenilenmesi” olarak tanımlandığını ve ülkede de erken seçime gidilmesini gerektirecek bir siyasi kriz yaşanmadığına dikkat çekerek, olsa olsa en erken Mayıs 2028’den bir ay öncesine Nisan ayında seçimlerin yapılabileceğini söylemişti.
Hatta olasılık üzerinden bir tarih de vermişti:
“16 Nisan 2028”
…… ……
Ancak…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın memleketi Rize'de yaptığı konuşmasıyla ülkenin gündemi bir anda değişiverdi. Şimdilerde siyaset ve medya camiası bir olmuş şu sorunun cevabını arıyor:
“Cumhur İttifakı’nın seçimlerin zamanında yapılması konusundaki kararı netken, kamuoyunun gündeminde de seçim yerine geçim derdi varken, neden Cumhurbaşkanı Erdoğan “yaklaşan seçimler” ifadesini kullandı?”
İŞTE EN SON YAPILAN KAMUOYU ANKETİ
Kimi yorumculara göre Cumhurbaşkanı Erdoğan bu ifadesiyle “Bülent Arınç-Melih Gökçek” kısır tartışmasına kilitlenen ülkenin gündemini değiştirmeyi amaçladı.
Eğer bu değerlendirme doğru ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülkenin gündemini belirleme ve algıyı yönetmekteki “ustalığını” bir kere daha görmüş olduk diyebiliriz.
Kimi yorumculara göre bu mesaj AK Parti teşkilatlarına idi. Erdoğan mental yorgunluk yaşayan teşkilatlara bir yıl öncesinden “hazırlanın” mesajını verdi.
İşte bu noktada mesajın parti teşkilatlarınca “Bakın şeçimler yaklaşıyor, şimdiden seçime hazırlanın” uyarısı olarak algılanıp algılanmadığını hemen ölçmek mümkün değil. O’nu önümüzdeki aylarda teşkilatların çalışmalarından ancak öğrenebileceğiz.
Kimi yorumculara göre de bu mesajın hedefi doğrudan muhalefet partilerine idi. Cumhurbaşkanı bu ifadesiyle muhalefetin tepkisini ölçmek istedi. Ben bu yorumu yapanlara pek katılmıyorum.
Muhalefetin durumu ortada. Toparlanma yerine geçen gün daha bir erime yaşıyorlar. Ak Parti’nin bunca yaşanılan ağır ekonomik koşullara rağmen tabiri caizse ölüsü bile yine yüzde 35’lerde. Ana muhalefet CHP kendi içinde parçalanmaktan, kurulan Yeni Parti ile arasında yaşanılan kavgalardan, çatışmalardan halka bir vaatte bulunamıyor. Muhalefetle iktidar arasındaki alan açılmaya devam ediyor. İşte bu anlamda en son araştırma ORC’den geldi.
İşte 9-11 Eylül 2026 tarihleri arasında 26 ilde 2 bin 450 katılımcıyla gerçekleştirilen ankette,“Bu pazar genel seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirsiniz?” sorusunun cevabı
“AK Parti yüzde 35.2, Yeni Parti yüzde 19.4, CHP yüzde 8.5, DEM yüzde 8.4, MHP yüzde 8.2, İYİ Parti yüzde 6.5, BBP yüzde 3.5, Zafer Partisi yüzde 3.2, Saadet Partisi yüzde 2.3, Y.Refah Partisi yüzde 2.1 ve Diğerleri yüzde 2.7”.
Görüldüğü üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “seçimler yaklaşıyor” ifadesinin muhalefete mesaj olduğu iddiaları da çürümüş durumda.
SEÇİM İÇİN KOŞULLAR HENÜZ OLGUNLAŞMADI
Kaldı ki…
Bu sadece AK Parti için geçerli değil, bir iktidarın erken seçime gitmesi için madalyonun ön yüzünde ülkede ekonomik anlamda iyileşmenin sağlanmış olması, enflasyonun düşüş eğilimine girmesi gerekir. Madalyonun arka yüzünde ise ülkede siyasi ve ekonomik çöküntü ve bunalım baş göstermesi lazım ki, böyle bir durum zaten söz konusu değil.
Sonuç itibariyle diyebilirim ki, Cumhurbaşkanı Rize’deki bu ifadesiyle hem kendi teşkilatlarına bir hazırlanmaya başlayın mesajı verdi hem de seçim psikolojisi yönlendirmesi yaptı. Ve bunda da dediğim gibi ustalıkla başarılı oldu.
Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri zamanında yani Mayıs 2028’de olmasa bile, iktidar süresini en kötü olasılıkla sonuna kadar kullanmak isteyecektir. Ancak şartlar iyileşmeye başladığında ise süreye bakmaksızın bir seçim startı verecektir ki, bu da en iyi olasılıkla 2027’nin Sonbahar aylarına tekabül ediyor.24 yıllık iktidar için 5-6 ay öncesinden yapılan bir seçim de çok erken seçim anlamına gelmez.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Cennet Yüzer Cankılıç
Seçimler yaklaşıyor mu?
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın memleketi Rize’nin Güneysu ilçesinde yaptığı konuşmada “Önümüzde yaklaşan seçimleri başarıyla inşallah atlatacağımıza olan inancımı da yeniliyorum” ifadeleri, siyaset arenasında bir süredir rafa kalkmış olan erken seçim tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Oysa daha geçtiğimiz haziran ayında Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum yaptığı bir açıklamada mevcut anayasal sistemde “erken seçim” kavramın bulunmadığını, onun yerine “seçimlerin yenilenmesi” olarak tanımlandığını ve ülkede de erken seçime gidilmesini gerektirecek bir siyasi kriz yaşanmadığına dikkat çekerek, olsa olsa en erken Mayıs 2028’den bir ay öncesine Nisan ayında seçimlerin yapılabileceğini söylemişti.
Hatta olasılık üzerinden bir tarih de vermişti:
“16 Nisan 2028”
…… ……
Ancak…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın memleketi Rize'de yaptığı konuşmasıyla ülkenin gündemi bir anda değişiverdi. Şimdilerde siyaset ve medya camiası bir olmuş şu sorunun cevabını arıyor:
“Cumhur İttifakı’nın seçimlerin zamanında yapılması konusundaki kararı netken, kamuoyunun gündeminde de seçim yerine geçim derdi varken, neden Cumhurbaşkanı Erdoğan “yaklaşan seçimler” ifadesini kullandı?”
İŞTE EN SON YAPILAN KAMUOYU ANKETİ
Kimi yorumculara göre Cumhurbaşkanı Erdoğan bu ifadesiyle “Bülent Arınç-Melih Gökçek” kısır tartışmasına kilitlenen ülkenin gündemini değiştirmeyi amaçladı.
Eğer bu değerlendirme doğru ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülkenin gündemini belirleme ve algıyı yönetmekteki “ustalığını” bir kere daha görmüş olduk diyebiliriz.
Kimi yorumculara göre bu mesaj AK Parti teşkilatlarına idi. Erdoğan mental yorgunluk yaşayan teşkilatlara bir yıl öncesinden “hazırlanın” mesajını verdi.
İşte bu noktada mesajın parti teşkilatlarınca “Bakın şeçimler yaklaşıyor, şimdiden seçime hazırlanın” uyarısı olarak algılanıp algılanmadığını hemen ölçmek mümkün değil. O’nu önümüzdeki aylarda teşkilatların çalışmalarından ancak öğrenebileceğiz.
Kimi yorumculara göre de bu mesajın hedefi doğrudan muhalefet partilerine idi. Cumhurbaşkanı bu ifadesiyle muhalefetin tepkisini ölçmek istedi. Ben bu yorumu yapanlara pek katılmıyorum.
Muhalefetin durumu ortada. Toparlanma yerine geçen gün daha bir erime yaşıyorlar. Ak Parti’nin bunca yaşanılan ağır ekonomik koşullara rağmen tabiri caizse ölüsü bile yine yüzde 35’lerde. Ana muhalefet CHP kendi içinde parçalanmaktan, kurulan Yeni Parti ile arasında yaşanılan kavgalardan, çatışmalardan halka bir vaatte bulunamıyor. Muhalefetle iktidar arasındaki alan açılmaya devam ediyor. İşte bu anlamda en son araştırma ORC’den geldi.
İşte 9-11 Eylül 2026 tarihleri arasında 26 ilde 2 bin 450 katılımcıyla gerçekleştirilen ankette,“Bu pazar genel seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirsiniz?” sorusunun cevabı
“AK Parti yüzde 35.2, Yeni Parti yüzde 19.4, CHP yüzde 8.5, DEM yüzde 8.4, MHP yüzde 8.2, İYİ Parti yüzde 6.5, BBP yüzde 3.5, Zafer Partisi yüzde 3.2, Saadet Partisi yüzde 2.3, Y.Refah Partisi yüzde 2.1 ve Diğerleri yüzde 2.7”.
Görüldüğü üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “seçimler yaklaşıyor” ifadesinin muhalefete mesaj olduğu iddiaları da çürümüş durumda.
SEÇİM İÇİN KOŞULLAR HENÜZ OLGUNLAŞMADI
Kaldı ki…
Bu sadece AK Parti için geçerli değil, bir iktidarın erken seçime gitmesi için madalyonun ön yüzünde ülkede ekonomik anlamda iyileşmenin sağlanmış olması, enflasyonun düşüş eğilimine girmesi gerekir. Madalyonun arka yüzünde ise ülkede siyasi ve ekonomik çöküntü ve bunalım baş göstermesi lazım ki, böyle bir durum zaten söz konusu değil.
Sonuç itibariyle diyebilirim ki, Cumhurbaşkanı Rize’deki bu ifadesiyle hem kendi teşkilatlarına bir hazırlanmaya başlayın mesajı verdi hem de seçim psikolojisi yönlendirmesi yaptı. Ve bunda da dediğim gibi ustalıkla başarılı oldu.
Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri zamanında yani Mayıs 2028’de olmasa bile, iktidar süresini en kötü olasılıkla sonuna kadar kullanmak isteyecektir. Ancak şartlar iyileşmeye başladığında ise süreye bakmaksızın bir seçim startı verecektir ki, bu da en iyi olasılıkla 2027’nin Sonbahar aylarına tekabül ediyor.24 yıllık iktidar için 5-6 ay öncesinden yapılan bir seçim de çok erken seçim anlamına gelmez.