SON DAKİKA
Hava Durumu

“Macır” diye dalga geçiliyordu, ülkeyi yönetti…

Yazının Giriş Tarihi: 06.02.2026 13:59
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.02.2026 17:19

Bir önceki yazım TV kanallarında izlenme rekorları kıran dizi filmler ile sabah kadın programlarının yol açtığı toplumsal erozyonun ülkemizi nasıl içeriden kemirdiğine yönelik değerlendirmelerim idi, şimdiki yazım ise tamamen tersi. Filmlere konu olacak düzeyde bir büyük mücadele, bir başarı hikayesi içeren gerçek bir hayat öyküsü.

Filmin kahramanından önce tarihsel bir bilgi aktarmak istiyorum.

……. …….

İstanbul’un fethi ile Osmanlı imparatorluğu yönünü Batı’ya çevirmiştir. Tuna boylarına kadar varan seferlerde aynen Anadolu’nun Selçuklu Devleti’nin kurulmadan önce Türkleştirilmesi politikasında olduğu gibi, Balkanların da Türkleştirilmesi için Konya’dan Karamanoğulları Beyliği’nin obası buralara gönderilir. Ve bu topraklar 1. Dünya Savaşı’na kadar Osmanlı’nın himayesinde Türk yurdu olarak kalır. Osmanlı Devleti parçalanırken bu topraklarda da yeni devletler kurulur ve Türkler ile Müslümanlara yönelik bir soykırım başlar.

İşte sonrasında Yunanistan, Bulgaristan ve Arnavutluk’tan ya sınır dışı edilmelerle ya da kaçak yollarla soydaşlarımız ana yurtlarına göç etmeye başlarlar. Bunlara da halk arasında kısaca “macır” denilir. İşte halk arasında çok sık telaffuz edilen “manav” kelimesi vardır ya, özellikle Marmara Bölgesi’nde “muhacır” karşıtlığında yerli halk için kullanılan bir terimdir.

Yıl 1945’dir. Filmlere konu olacak hayat hikayesinin kahramanı henüz 5 yaşlarındadır ve Gümülcine’den ana yurda geçişi hayal meyal hatırlamaktadır.

Yunanistan’da Türklere karşı zulmün ağırlaşması üzerine evin reisi dede, ana yurda kaçış planları yapmaktadır. Bir gece ailesine “toparlanın gidiyoruz” der ve evden sadece birkaç üst baş alıp çıkarlar, gizlice taksiye binerler, Meriç nehri üzerinden Edirne’ye geçerler. Burada bir haftalık bir karantina beklemesinden sonra trenle İstanbul’a, oradan da vapurla Bandırma’ya götürülürler. Buradan da yine trenle Manisa’nın Akhisar kentine getirilirler ve aile buraya diğer soydaşlarımızla birlikte yerleştirilir.

……. …….

O çocuk burada okula başlar, ilkokulda arkadaşları “macır macır” diyerek dalga geçerler. O da üzülür ama sesini çıkaramaz. Bir defasında ağlayarak eve gelir annesine “Anne biz Türk değil miyiz, neden bize macır” diyorlar. Benimle dalga geçiyorlar” der. Annesi de bunun üzerine” Oğlum biz has be has Türk’üz, Elhamdülillah Müslümanız, macır olmak ayıp bir şey değil, sen arkadaşlarına bakma” der. Çocukluk bu ya, macır dendiği için yine de içinde hep bir ukde kalır.

Aynı zamanda bu çocuğumuzun nüfus kağıdı da yoktur. Çünkü o dönemlerde daha soydaşlarımıza yasal statü getirilmemiş ve vatandaş kabul edilmemişlerdir.

Gel zaman git zaman, bu çocuk büyür. 16 -17 yaşlarında iken, bir gün Akhisar’a belediye binasının açılışına dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar ile Başbakanı Adnan Menderes’in geleceği söylenir. Tören yapılacaktır. O da oturur evde, gizlice Başbakan Adnan Menderes’e vermek için mektup yazar. Ertesi gün bir yolunu bulup konvoyun önüne atlar, korumalar onu uzaklaştırmak isterken, Menderes aracından elini çıkarıp “bırakın gelsin” der. Çocuğun uzattığı mektubu alırken, sorar “sen kimsin?”. O da “efendim bize macır diyorlar, alay ediyorlar. Biz has be has Türk’üz, ama kafa kağıdımız bile yok. Bize kafa kağıdı verin efendim” der. Yanında Reis-i Cumhur Celal Bayar olan Rahmetli Menderes gülerek çocuğun başını okşar ve aracıyla yanından uzaklaşır.

Çok geçmeden bir kanun çıkartılır, muhacırlara nüfus kağıdı verilecektir. Çocuğumuz bu haberi öğrenince koşa koşa eve gelir annesine, “Anne bizim okula geçenlerde Behçet Kemal Çağlar geldi. Ne güzel şiirler okudu, hayran kaldım (bu arada dedesinin dedesi Kahire’de ilim tahsili aldığı için Molla Hasan olarak bilinirmiş ve sülalenin lakabı Mollaoğulları imiş), bizi molla diye kızdırıyorlar ya, gelin biz Çağlar soyadını alalım” der.

Nitekim, soyadı kanunu çıkınca aile Çağlar soyadını alır.

Sonrasında çocuğun dedesi babası peş peşe vefat eder, annesi İstanbul’da bakkallık yapan bir bey ile evlenir ve İstanbul’a yerleşirler. Kendisi de Mahmutpaşa’da işe başlar. Sonrası malum.

İşte bu çocuğun adı Cavit Çağlar’dır. Adam olacak kişinin mayası çocukluktan bellidir derler ya, gerçekten de öyle…

…… ……

Bursa’da tekstille başlayan iş hayatında dev markalar yaratır, binlerce kişiye istihdam sağlar. Hala onun fabrikalarında çalışanlar, 'Allah razı olsun' derler. O’nun işçi ücretleri, çalışana tanıdığı sosyal haklar Bursa’da parmakla gösterilir. Bursa’da Bursaspor’un kurumsallaşması onun başkanlığı ile başlar ve o da zaten hep söyler 'Ben Bursaspor başkanlığı ile tanındım' der. Yine Bursa’nın İstanbul’dan sonra 2. Bab-ı Ali olarak bilinmesi de yerel basında Olay Gazetesi’nin markalaşması ile gerçekleşir.

Şimdi diyeceksiniz ki durup dururken, o kadar gündem varken neden Cavit Çağlar’ı yazdın?

Mesleğim gereği yerel basını sıkı takip ederim. Bursa’nın en köklü TV kuruluşlarından AS TV malum Çelebi Gurup içinde bir süre önce yeniden yapılandı ve uydudan yayınlarına başladı.

Erkan Öncel ve Adem Vural burada “Konuşmak Lazım” diye bir program yapıyorlar. Birkaç gün önce ikilinin Cavit Çağlar’ı konuk ettiği programa denk geldim. Sonuna kadar keyifle izledim, not aldım. Özellikle Cavit Bey'in şahsında yaşadığı “muhacır ve nüfus kağıdı” sıkıntısı dönemin sosyolojik bir problemi olduğu için özellikle de burada vurgulamak istedim .

Programda bunun gibi pek çok dönemin siyasi, sosyolojik ve ekonomik problemleri, çözümleri, perde arkası olayları aktarılıyor. Çünkü yakın siyasi tarihimize damga vuran dönemin önemli gelişmelerini, hayatı büyük mücadelelerle geçmiş olan Cavit Çağlar’ın ağzından dinlemek gerçekten bulunmaz bir fırsat, tarihi kaynak oldu. Programı sizlerin de izlemesini özellikle tavsiye ediyorum. Nerden nereye dedirten bir hayat hikayesinin içinde sadece o dönemin değil, sonrasında AK Parti iktidarında da yaşanmış tarihi olaylar tam bir arşiv niteliğinde. Bu gibi şahsiyetleri mutlaka hatırlayıp, bilgilerine başvurmamız lazım. Programı hazırlayan iki dostum ile yayınlayan gruba da teşekkür ediyorum.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.