SON DAKİKA
Hava Durumu

Karesi Holding hakkındaki iddialar gerçek mi?

Yazının Giriş Tarihi: 27.08.2026 13:34
Yazının Güncellenme Tarihi: 27.08.2026 15:03

Türkiye’nin içinden geçtiği ağır ekonomik koşullarda, ülke ekonomisine yatırım, üretim, istihdam, ihracat yaparak doğrudan katkı sağlayan yerli ve milli firmalarımıza her zamankinden daha çok destek çıkmanın gerekliliğine inananlardanım. Bu sanayi sektöründe olur, hizmet sektöründe olur ya da tarım ve gıda sektöründe olur, hiç fark etmez. Önemli olan ekonomimize sağladığı katma değerdir.

Şöyle ki;

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın her yıl açıkladığı “Bursa’ya Değer Katanlar” adı altında 250 büyük firma listesi var. Bu listenin başını Oyak-Renault, Tofaş, TGS Dış Ticaret, Bosch, Borçelik çekerken, devamında Togg, Sütaş, Uludağ Perakende Elektrik, Köfteci Yusuf ve Karesi Holding yer alıyor.

Bu listenin tamamındaki firmalarda Bursalı mühendis ve işçi çalışıyor. İlk 10 firmanın yarısı kadarı da yerli ve milli sermayeyi temsil ediyor. Karesi Polyester, yani Karesi Holding de bunlardan biri…

Karesi Holding sadece Bursa’nın ilk 10 büyük firması içinde yer almıyor, Samanlı ve OSB’deki 2 büyük fabrika, Bilecik’te iki yıldır faaliyet gösteren bir fabrika ve son olarak Bandırma’da petrokimya yatırımı ile toplamda 4 büyük işletmesiyle Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları içinde bulunuyor.

YERLİ SERMAYE, YERLİ ÜRETİM VE YERLİ İŞ GÜCÜ

Özellikle son bir yıldır bakıyorum. Tamamen yerli ve milli yatırımla faaliyet gösteren, istihdam gücünün tamamını da bu kentten alan firmayla ilgili olarak dijital ve sosyal medya mecralarında önyargılı, gerçek dışı, ama bir o kadar da profesyonel kurgulanmış bir linç girişimi yapılıyor.

Öncelikle belirteyim, Karesi Holding’in bugün Türkiye’nin dev firmaları içine girmesinin hikayesi öyle sonradan ortaya çıkan kaynağı belirli ya da belirsiz sermaye gruplarından değil, doğrudan köylü bir babanın küçük bir dokuma atölyesindeki kara tezgahından başlıyor.

Malum. Bursa’nın tekstil merkezindeki çıkışı Anadolu Mahallesi’ndeki 80’li yıllarda başlayan kara tezgahlı dokuma atölyeleri ile toptan satışlarının yapıldığı Vişne Caddesi’dir. İşte Karesi Holding de 80’li yıllarda buradan çıkan firmalardan. Bugün Ramazan Bayduz yönetiminde aile şirketi olarak faaliyet gösteren firmanın adı da Orhaneli’nin Karasi Köyü'nden geliyor.

Yıllar içinde sessiz bir büyüme trendi gösteren ve merkezinde iplik üretimi bulunan sonra da kimya sektöründeki yatırımlarıyla devleşen firmada toplam 12 bine yakın çalışan bulunuyor.

Bursa için hele ki son aylarda yaşanan sıkıntıdan dolayı fabrikaların yatırımdan kaçmaya, üretimi kısmaya ve istihdam azaltmaya gittiği bir dönemde gerçekten büyük, önemsenecek rakam!..

Hatta, ben bu yazıyı yazarken Türkiye’nin en büyük firmalarından Bursa’da fabrikası bulunan Alman ortaklığındaki Bosch’un 31 Ağustos’tan itibaren toplamda bin 154 mavi yakalıyı işten çıkaracağını öğrendim ki, gerçekten çok üzüldüm. Deyim yerindeyse böyle firmaların hapşırması bile Bursa’nın sıtmaya tutulmasına yol açıyor!..

ASILSIZ İDDİALARLA LİNÇ GİRİŞİMİ YAPILIYOR

Geçen yıl biliyorsunuz Bursa markası Köfteci Yusuf’a karşı bir operasyon çekilmişti, aynen şimdi de bu firmayla ilgili belli şer odaklarından kaynaklanan kötü maksatlı benzer girişimler söz konusu. Bunların dayandırdıkları ve dile getirdikleri iddiaları da şöyle özetleyebiliriz.

"Çalışma koşulları çok ağır", "Çalışanların çalışma saatleri çok uzun", "İş yükü ağır", "Ucuz işçi için Hindistan’dan işçi getiriliyor", "Sendikanın örgütlenmesine izin verilmiyor, sendikalı olanlar işten zorla çıkarılıyor", "Çaylarını ayakta içiyorlar", "Fabrika ruhsatsız", "Fabrika ovayı kirletiyor" vb.

Bir de bu iddialarını öne çıkarmak için de“ hükümet destekli” yakıştırmasını yapıyorlar.

Tam bir trajikomik iddialar. Paylaşımların altındaki yorumları da okuyorum, güler misin, ağlar mısın. Adam oturduğu yerden, hem de eğitimli. Ahkam kesiyor. “Kapatın gitsin”.

Emrin olur, kapatılsın koskoca üretim yapan fabrika. Tekstil sektörü zaten iplik ve kumaşta Çin’e karşı rekabette zorlanıyor, bunun gibi sektörün önde gelen birkaç firması ayakta kalmış, Uzakdoğu’dan ithalata karşı mücadele veriyor. Kapatılsın, Bursa’da yerli iplik üretimi yapılmasın, 12 bin işçiyi kapı önüne koysun. Avrupa’ya ve Uzakdoğu’ya yapılan ihracatlar da dursun. Onunla iş yapan diğer büyük ve küçük firmalar da zincirleme reaksiyonda iş yapamaz olsun. O da bir güzel bankaya yatırdığı parasından başı ağrımadan para kazansın. Sen de otur, bir süre sonra “Nerede bu devlet, nerede bu millet?” diye enkazın altından bağır. Oldu mu?

YASALAR, MEVZUATLAR İŞÇİDEN YANA

Bu iddiaları öne sürenler acaba fabrikanın içini gördüler mi hiç? Ayrıca hangi devirde yaşıyoruz?

80’li, 90’lı yılların demode olan fabrika koşulları kaldı mı? Nerede o işçiyi sömüren fabrikatörler? Bir kere sömürmeye kalksalar ülkenin yasaları, mevzuatları, yönetmelikleri, kanunları izin vermez. Bu devirde kimse kimseyi zorla çalıştırmaz, çalıştıramaz. Eğer işçi orada mesai yapıyorsa kendi isteği ile yapıyor ve mesai ücretini de alıyor. Çalışma koşulları ve saatleri için sendika korunmasına da ihtiyaç yok artık. Çalışma Bakanlığı işçinin tüm çalışma şartlarını ve haklarını madde madde belirlemiş, zaten işçilerimiz de tüm bu haklarının farkındalar. Öyle işçi maaşı deyip geçmeyin, asgari ücretin çok çok üstünde, hele ki istisnalar dışında beyaz yakalılardan hatta bizim medyada çalışanlardan bile daha fazla olduğunu çalışanlardan biliyorum. Allah arttırsın!.. Çalışan emeğinin hakkını alsın.

Aileyi tanıyorum, inanın bana fabrikanın patronu işçiden daha fazla çalışıyor. Tam bir işkolik. İşinde titiz ve detaycı. Yönetim kadrosundaki “A takımına” soluk aldırmıyor. Hadi onlar şikayet etse, iddialar doğru diyeceğim ama yok! Siyaseten hareketli olan kentin siyasetine de, magazinsel camiasına da mesafeliler. Öyle olduğu için zaten patronu sokakta gezse kimse tanımaz. Ama bu demek değildir ki ülke ve toplumsal sorunlara karşı duyarsızlar. Özellikle kırmızı çizgileri ülke, devlet ile dağ yöresi ve köyleridir. Kapıdan hiç kimse geri çevrilmez. İşçilerin de tüm hakları fazlasıyla verilir. Haklarındaki iddiaların gizeme dönmesi ve kulaktan kulağa böyle yalan yanlış yayılmasının ardında yatan tek neden bence “dışa kapalı“ tutum sergilemeleri. Yoksa, pek çok markalaşmış dev firmalardan daha sağlıklı çalışma koşullarına sahipler…

VEKİL BAYHAN BU İDİDALARI KEŞKE YERİNDE İNCELESE İDİ

Gelelim Hintli çalıştırıldığına dair spekülasyonlara ve özel üretim reels videolarına. Bir kere Hintli birkaç işçinin memleketlerindeki ailelerine selam göndermek amacıyla çektikleri gülümseyen paylaşımlarını alıp profesyonelce “Kaçak Hintli çalıştırılıyor” iddiasıyla dolaşıma sokmak ve EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan Bursa’ya geldiğinde de onun aracılığıyla TBMM’ye taşıttırmak ne kadar gerçekçi? Sorgulanır. Keşke Vekil İskender Bayhan bu iddiaları önündeki kağıttan okumak yerine “Doğru mu, yanlış mı? diye fabrikaya gitse idi, kimse onu kapıdan geri çevirmezdi!..

Bu iddiaların tek doğru tarafı Hintli işçi çalıştırıldığı, gerisi tamamen yalan dolan. Büyük firmalar, Çalışma Bakanlığı’nın ve Ticaret Bakanlığı’nın mevzuatları gereği makine ekipmanı ithal ettikleri ülkelerden bu ekipmanları kullanacak mühendis ve işçi getirebiliyorlar. Öyle istedikleri adette değil. Belli kotalar üzerinden. Bu işçilerin de yine İŞKUR tarafından tüm çalışma koşulları sık sık denetime tabi tutuluyor. Ayrıca öyle ucuz işçi de çalıştırılmıyor. Bizim beyin göçü verdiğimiz gençlerimiz nasıl yurt dışında asgari ücretin üzerinde maaş alıyolarsa, bu Hintli işçiler de Karesi'de asgari ücretin üstünde maaş alıyorlar. Ayrıca bizim dışarıya gönderdiğimiz diplomalı gençlerimiz kendi iş alanları dışında çok ağır şartlarda çalışırken ve barınırken, Hintli işçiler daha sağlıklı koşullarda barınıyorlar. Fabrika orada isteyen gidip gezebilir…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.