Erdoğan sonrası için yapılan tartışmalar neyin nesi?
Yazının Giriş Tarihi: 03.07.2026 09:57
Yazının Güncellenme Tarihi: 03.07.2026 12:17
MHP lideri Devlet Bahçeli biliyorsunuz geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olup olmayacağı tartışmaları ile seçimler gündeme geldiğinde kestirip atmıştı:
“Adayımız Recep Tayyip Erdoğan’dır”
Yani önümüzdeki ister erken, ister baskın isterse de zamanında yapılacak olan milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhur İttifakı’nın adayının yeniden Recep Tayyip Erdoğan olacağını net şekilde ortaya koydu.
Bu nokta atışı siyasi cenahta özellikle muhalefetin “aday kim olacak?”, Erdoğan olurdu, olmazdı? tartışmalarının önünü kesti ama, sanırım AK Parti içinde Erdoğan sonrasına yönelik “halef” tartışmalarını bitirmeye yetmedi.
Aksine dışarıya yansıyan parti içinde bazı grupların özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakın olanların tüm planlarını Erdoğan sonrasına yaptıkları ve bunun da sosyal medya hesaplarından karşılıklı üstü kapalı paylaşımlarla, mesajlarla verildiği yönünde. Hatta kimi iddialara göre birbirlerine adli ve siyasi bir takım operasyonlar da çekiyorlar.
Tabii bunlara inanmak zor…
Ankara kulislerinde isimleri geçenler şimdilik 4 tane.
-Turkuaz Medya Grubu’nun sahiplerinden ve damat olarak bilinen, eski bakanlardan Berat Albayrak
-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu, TÜGVA Başkanı Bilal Erdoğan
-Dış İşleri Bakanı ve eski MİT Başkanı Hakan Fidan
-Adalet Bakanı Akın Gürlek.
ARINÇ DA TARTIŞMALARI ALEVLENDİRDİ
AK Parti içindeki adaylık tartışmalarına son olarak TBMM eski Başkanı Bülent Arınç da dahil oldu.
Dedi ki:
“Cumhurbaşkanımız kimi gösterir? Herkes bir isim söyleyebilir. Son günlerde bazı isimler de dolaşmaya başladı. Ama onların kulağına kar suyu kaçırayım ben müsaade edersen. Şöyle bir şeyi niye akıldan uzak tutuyorlar bu gafiller? Mesela Cumhurbaşkanımız 'Kardeşim filan' diyemez mi? Diyebilir mi? Diyemez mi? 'Diyemez' diyenler olursa, görürler! Bu kadarla bitirelim bu işi, uykuları kaçsın. Yani Tayyip Bey'in kendisinin adaylığına eyvallah. Kendisi devam eder biz ona saygı duyarız”.
O da kendi cephesinden “kardeşim” göndermesiyle bir önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü işaret etti. Sözün devamını getirmedi ve “şimdilik bu kadarla bitirelim” dedi.
Lakin görünen o ki, yukarıda hesaplar suyun üzerindeki buz dağından daha derin. Adaylık tartışmalarının bu kadarla sınırlı kalmayacağı, ilerleyen zamanda daha da alevleneceği kesin …
AK Partililerin kibri ile milletin derdi Kaf Dağı’nı aşmış.
Zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Partililerin kibrini, egosunu, yorgunluğunu, halktan kopuşunu gördüğü için Sapanca’daki kampta uyardı:
“Yorulan kenara gelsin, dinlensin. Kenara gelmeyen de meydanın hakkını versin”.
Bu uyarıyı kendi üzerlerine nasıl alırlar bilmiyorum ama, milletin derdi gerçekten tüm bu tartışmaların, halef- selef kim olacak hesaplaşmalarının çok çok ötesinde. Hatta bu tartışmalar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sağlığıyla ilgili çeşitli spekülasyonların yayılmasına yol açarken, oy veren milletin de kafasını karıştırıp, ekonomik bunalımdaki umutsuzluğunu arttırıyor.
Yine Cumhurbaşkanı Erdoğan sonrasına adı geçen bu 4 isim başta olmak üzere tüm güçlü ve alanlarında başarılı isimler de hem makam hem de şahsi olarak yıpratılıp, kurumlar arasındaki işleyişi ve uyumu bozuyor. Kişiler zamansız karşı karşıya getiriliyor.
Tartışmaların güçlü lider pozisyonundaki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne de büyük zarar verdiğini belirtmeliyim.
Milletin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güveni, desteği tamken, Türkiye Cumhuriyeti kurulmakta olan yeni dünya düzeninde masada Erdoğan’la yerini almışken bunu zedeleyecek kısır çekişmelere girmek tüm kazanımların kaybedilmesi anlamına da gelebilir, o yüzden iktidar partisi olarak önce AK Parti kendi içinde Erdoğan sonrası tartışmaları bir kenara bırakmalı. Yorulanlar, heyecanını ve motivasyonunu kaybedenler kenara çekilip dinlenmeli. Yeni umutlarla, yeni bir hikaye yazılmalı ve daha heyecanlı, davaya daha bağlı isimlerle yeni bir yola çıkılmalı.
İktidarı ve muhalefetiyle, devletin tüm kuramları ve STK’larıyla da içeride birlik ve beraberliği bozacak, ayrışmayı körükleyecek her türlü güç çekişmelerinden sıyrılmalıyız. Kaldı ki Terörsüz Türkiye’nin büyük fotoğraftaki amacı da bu iken…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Cennet Yüzer Cankılıç
Erdoğan sonrası için yapılan tartışmalar neyin nesi?
MHP lideri Devlet Bahçeli biliyorsunuz geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olup olmayacağı tartışmaları ile seçimler gündeme geldiğinde kestirip atmıştı:
“Adayımız Recep Tayyip Erdoğan’dır”
Yani önümüzdeki ister erken, ister baskın isterse de zamanında yapılacak olan milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhur İttifakı’nın adayının yeniden Recep Tayyip Erdoğan olacağını net şekilde ortaya koydu.
Bu nokta atışı siyasi cenahta özellikle muhalefetin “aday kim olacak?”, Erdoğan olurdu, olmazdı? tartışmalarının önünü kesti ama, sanırım AK Parti içinde Erdoğan sonrasına yönelik “halef” tartışmalarını bitirmeye yetmedi.
Aksine dışarıya yansıyan parti içinde bazı grupların özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakın olanların tüm planlarını Erdoğan sonrasına yaptıkları ve bunun da sosyal medya hesaplarından karşılıklı üstü kapalı paylaşımlarla, mesajlarla verildiği yönünde. Hatta kimi iddialara göre birbirlerine adli ve siyasi bir takım operasyonlar da çekiyorlar.
Tabii bunlara inanmak zor…
Ankara kulislerinde isimleri geçenler şimdilik 4 tane.
-Turkuaz Medya Grubu’nun sahiplerinden ve damat olarak bilinen, eski bakanlardan Berat Albayrak
-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu, TÜGVA Başkanı Bilal Erdoğan
-Dış İşleri Bakanı ve eski MİT Başkanı Hakan Fidan
-Adalet Bakanı Akın Gürlek.
ARINÇ DA TARTIŞMALARI ALEVLENDİRDİ
AK Parti içindeki adaylık tartışmalarına son olarak TBMM eski Başkanı Bülent Arınç da dahil oldu.
Dedi ki:
“Cumhurbaşkanımız kimi gösterir? Herkes bir isim söyleyebilir. Son günlerde bazı isimler de dolaşmaya başladı. Ama onların kulağına kar suyu kaçırayım ben müsaade edersen. Şöyle bir şeyi niye akıldan uzak tutuyorlar bu gafiller? Mesela Cumhurbaşkanımız 'Kardeşim filan' diyemez mi? Diyebilir mi? Diyemez mi? 'Diyemez' diyenler olursa, görürler! Bu kadarla bitirelim bu işi, uykuları kaçsın. Yani Tayyip Bey'in kendisinin adaylığına eyvallah. Kendisi devam eder biz ona saygı duyarız”.
O da kendi cephesinden “kardeşim” göndermesiyle bir önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü işaret etti. Sözün devamını getirmedi ve “şimdilik bu kadarla bitirelim” dedi.
Lakin görünen o ki, yukarıda hesaplar suyun üzerindeki buz dağından daha derin. Adaylık tartışmalarının bu kadarla sınırlı kalmayacağı, ilerleyen zamanda daha da alevleneceği kesin …
ADAY İSİMLER KAVGAYA TUTUŞTURULUP, YIPRATILIYOR
Gelelim aşağıya, halka, yurttaşa, seçmene, millete…
AK Partililerin kibri ile milletin derdi Kaf Dağı’nı aşmış.
Zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Partililerin kibrini, egosunu, yorgunluğunu, halktan kopuşunu gördüğü için Sapanca’daki kampta uyardı:
“Yorulan kenara gelsin, dinlensin. Kenara gelmeyen de meydanın hakkını versin”.
Bu uyarıyı kendi üzerlerine nasıl alırlar bilmiyorum ama, milletin derdi gerçekten tüm bu tartışmaların, halef- selef kim olacak hesaplaşmalarının çok çok ötesinde. Hatta bu tartışmalar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sağlığıyla ilgili çeşitli spekülasyonların yayılmasına yol açarken, oy veren milletin de kafasını karıştırıp, ekonomik bunalımdaki umutsuzluğunu arttırıyor.
Yine Cumhurbaşkanı Erdoğan sonrasına adı geçen bu 4 isim başta olmak üzere tüm güçlü ve alanlarında başarılı isimler de hem makam hem de şahsi olarak yıpratılıp, kurumlar arasındaki işleyişi ve uyumu bozuyor. Kişiler zamansız karşı karşıya getiriliyor.
Tartışmaların güçlü lider pozisyonundaki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne de büyük zarar verdiğini belirtmeliyim.
Milletin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güveni, desteği tamken, Türkiye Cumhuriyeti kurulmakta olan yeni dünya düzeninde masada Erdoğan’la yerini almışken bunu zedeleyecek kısır çekişmelere girmek tüm kazanımların kaybedilmesi anlamına da gelebilir, o yüzden iktidar partisi olarak önce AK Parti kendi içinde Erdoğan sonrası tartışmaları bir kenara bırakmalı. Yorulanlar, heyecanını ve motivasyonunu kaybedenler kenara çekilip dinlenmeli. Yeni umutlarla, yeni bir hikaye yazılmalı ve daha heyecanlı, davaya daha bağlı isimlerle yeni bir yola çıkılmalı.
İktidarı ve muhalefetiyle, devletin tüm kuramları ve STK’larıyla da içeride birlik ve beraberliği bozacak, ayrışmayı körükleyecek her türlü güç çekişmelerinden sıyrılmalıyız. Kaldı ki Terörsüz Türkiye’nin büyük fotoğraftaki amacı da bu iken…