Türk iş dünyasının en köklü ve en kurumsal örgütlenmelerinden biri olan BUSİAD geçmişte düzenli olarak 3 ayda bir “Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme” adı altında akademik araştırma verilerin yer aldığı toplantılar yapar, iş dünyasının beklenti ve önerilerini kamuoyuyla paylaşırdı. Uzun süredir bu toplantıları deyim yerindeyse “kapalı devre yapıyordu”.
Dün bu sessizliğini bozdu. BUSİAD Evi’nde yeni Başkan Fatih Hatunoğlu’nun organizasyonunda, Ekonomi Politikası Başkanı Ali Kerem Alptemoçin’in öncülüğünde Uludağ Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Metin Özdemir ile Doç. Dr. Derya Hekim’in katkılarıyla hazırlanan raporda ülke ekonomisinin tablosu gayet akademik dil ve gayet de yapıcı bir üslupla ortaya kondu.
Doç.Dr. Derya Hekim sunumunda;
Önce mevcut küresel ekonomik düzenin savaşlar, enerji krizi ve ticaret politikalarındaki değişimlerle nasıl yeniden şekillendiğini verilerle anlattı. Sonra da, sözü Türkiye’nin ekonomik profiline getirdi. Hükümetin uyguladığı sıkı ekonomi politikasında hafta başı açıklanan enflasyon rakamlarının Merkez Bankası’nın beklenti hedefleriyle örtüşmediğini söyledi:
“Enflasyonda nisan ayında yüzde 4,18 artış oldu. 12 aylık enflasyon yüzde 32,37'ye yükseldi. Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 16 idi. 14 Mayıs da toplantı yaparak yeniden revize etmesi bekleniyor. Çünkü gidişat yıl sonu yüzde 30’larda olacağını gösteriyor”.
İşte ekonomi raporunun can alıcı noktası da tam burası.
ENFLASYON NEDEN DÜŞMÜYOR?
Hükümet, 3 yıldır yüksek enflasyonla mücadelede sıkı para politikası uyguluyor. Yüksek faiz, yüksek vergi, ek vergi, tahsilat baskıları derken 3 yıldır bu politikayı destekleyen ve Bakan Mehmet Şimşek’in arkasında tam duran iş dünyasında artık bir serzeniş, bir yakınma, bir kıpırdanma başladı.
BUSİAD’daki toplantıda da bu durum en net şekilde görüldü.
“Bu kadar tedbire, bu kadar daralmaya ve bu kadar baskıya rağmen neden enflasyon bir türlü düşürülemiyor?”
Derya hocanın sunumu sonrasında;
Bursa’nın tanınmış sanayicilerinden Ali İhsan Yeşilova biraz da sıkıntılı yerinden kalkarak ”Bu enflasyon sorununu çözemeyen tek ülke Türkiye kaldı. Ben bildiğim bileli bu enflasyon bizim başımızın belasıdır. Savaşan Ukrayna- Rusya hepsi tek haneli enflasyonlarla gidiyorlar. Ben 50 yıldır bu enflasyonla yaşıyorum. Biz temelde neyi yapmıyoruz da kurtulamıyoruz bu dertten?” diye sordu.
Doç .Dr Derya Hekim “Her seçimden önce biliyorsunuz ki adına Türkiye modeli dedik, faizler düşürülüyor, krediler açılıyor. Maalesef yapısal sıkıntılarımız da var, gıda enflasyonu, eğitim enflasyonu biliyorsunuz devlet çekildi bu alanlardan. Kira artışları yaşandı, yabancılara konut alımını açtık. Bu da ev arzını kısıtladı. O kadar pahalandı her şey. Bu bir döngü olarak devam etti. Hatırlarsanız 2001 sonrasında düşürdük, onu yaparken çok büyük yapısal politikalar uyguladık, heralde o kısa dönemde 300 tane yasaların geçtiğini zamanları biliyoruz. Onları şimdi göremiyoruz. Sadece tek başına para politikasıyla bir şeyler yapmaya çalışıyoruz, o da bu kadar oluyor” dedi.
Tabii Derya Hoca’nın verdiği bu cevap, salonda bulunan iş dünyasının temsilcilerini tatmin etmedi.
“MAKRO DEĞİL, MİKRO BAKMALIYIZ”
BUSİAD’ın geçmiş dönem efsanevi başkanlarından Celal Beysel de söz aldı.
Önce “güzel hazırlanmış bir rapor ama eksik buldum” dedi. Sonra da “Ben hayatım boyunca küçük düşündüm, detaylara baktım. Çünkü ayrıntılar detaylarda gizlidir. Bizde hep makro bakılır. Mikro ölçekde bakmadan, makroekonomik tabloyu göremezsiniz. Teşvik verilerek ayakta tutulmaya çalışılan büyük kurumlar var,bunların istihdama katkısı yüzde 15, GSMH’ye katkıları yüzde 40.Peki mikroekonominin yani küçük esnafın, KOBİ’nin istihdama katkısı yüzde 50, GSMH’ya katkısı yüzde 35.Bunları unutursak, grömezsek sokaktaki insanlar işsiz gezer” dedi. Tabii salondan güzel alkış aldı.
“ENLASYON DÜŞÜRÜLMEK İSTENMİYOR”
BUSİAD’ın Ekonomi Danışmanı, İktisatçı Prof. Dr. Metin Özdemir’in cevabı ise oldukça ilginçti.
“Bugün yaşadığımız enflasyon dinamik olarak daha önce yaşadıklarımızdan çok farklıdır. Geçmişte bildiğimiz faktörlerdi, bugün ise Eylül 2021 sonrası uygulanan politikaların net ürünüdür. Ekonomi o kadar bozuldu ki. Burada enflasyonu düşürmek istiyorsak düşer. Altını çizerek söylüyorum, kişisel kanaatim enflasyonun düşürülmek istenmediği bizatihi bir politika tercihidir. Dolayısıyla düşük çift haneli, 15-16 haneli bize yeter denilecek ve muhtemelen orada dengelenecek.”
Metin Hoca’nın ardından söylediği daha da dikkat çekti:
“Üniversitede benim başkanlığımda yürüttüğüm bir güven çalışması var, bunu doktora tezi haline getirdik, yayınlanacak. Türkiye örneklerinde seçilen 840 vatandaşa yönlendirilen sorulardan oluşuyor. Çalışmanın ortaya koydu 2 boyut var. İlki, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Merkez Bankası’na güvenmiyor. Bu net. İki güveni sadece salt MB politikaları üzerinden almıyor. Güveni genel olarak tüm siyasetin davranışı, pek çok alanı ve hukuki mekanizmaların işleyişi üzerinden algılıyor, eğer o alanlarda ciddi mesafe katedersek, ki ben katedebileceğimizi hiçbir şekilde düşünemiyorum,enflasyonu düşüremeyiz”
Netice olarak dünkü toplantı “arif olan anlar” misali iş dünyasının aktörleri son 3 yıldır hükümetin uyguladığı sıkı para politikasının artık sürdürülebilir olmaktan çıktığını görüyor ve hükümetin bu konuda bir an evvel hukuki ve yapısal önlemler almasını istiyor.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Cennet Yüzer Cankılıç
BUSİAD toplantısında “enflasyon” sorgulandı!
Türk iş dünyasının en köklü ve en kurumsal örgütlenmelerinden biri olan BUSİAD geçmişte düzenli olarak 3 ayda bir “Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme” adı altında akademik araştırma verilerin yer aldığı toplantılar yapar, iş dünyasının beklenti ve önerilerini kamuoyuyla paylaşırdı. Uzun süredir bu toplantıları deyim yerindeyse “kapalı devre yapıyordu”.
Dün bu sessizliğini bozdu. BUSİAD Evi’nde yeni Başkan Fatih Hatunoğlu’nun organizasyonunda, Ekonomi Politikası Başkanı Ali Kerem Alptemoçin’in öncülüğünde Uludağ Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Metin Özdemir ile Doç. Dr. Derya Hekim’in katkılarıyla hazırlanan raporda ülke ekonomisinin tablosu gayet akademik dil ve gayet de yapıcı bir üslupla ortaya kondu.
Doç.Dr. Derya Hekim sunumunda;
Önce mevcut küresel ekonomik düzenin savaşlar, enerji krizi ve ticaret politikalarındaki değişimlerle nasıl yeniden şekillendiğini verilerle anlattı. Sonra da, sözü Türkiye’nin ekonomik profiline getirdi. Hükümetin uyguladığı sıkı ekonomi politikasında hafta başı açıklanan enflasyon rakamlarının Merkez Bankası’nın beklenti hedefleriyle örtüşmediğini söyledi:
“Enflasyonda nisan ayında yüzde 4,18 artış oldu. 12 aylık enflasyon yüzde 32,37'ye yükseldi. Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 16 idi. 14 Mayıs da toplantı yaparak yeniden revize etmesi bekleniyor. Çünkü gidişat yıl sonu yüzde 30’larda olacağını gösteriyor”.
İşte ekonomi raporunun can alıcı noktası da tam burası.
ENFLASYON NEDEN DÜŞMÜYOR?
Hükümet, 3 yıldır yüksek enflasyonla mücadelede sıkı para politikası uyguluyor. Yüksek faiz, yüksek vergi, ek vergi, tahsilat baskıları derken 3 yıldır bu politikayı destekleyen ve Bakan Mehmet Şimşek’in arkasında tam duran iş dünyasında artık bir serzeniş, bir yakınma, bir kıpırdanma başladı.
BUSİAD’daki toplantıda da bu durum en net şekilde görüldü.
“Bu kadar tedbire, bu kadar daralmaya ve bu kadar baskıya rağmen neden enflasyon bir türlü düşürülemiyor?”
Derya hocanın sunumu sonrasında;
Bursa’nın tanınmış sanayicilerinden Ali İhsan Yeşilova biraz da sıkıntılı yerinden kalkarak ”Bu enflasyon sorununu çözemeyen tek ülke Türkiye kaldı. Ben bildiğim bileli bu enflasyon bizim başımızın belasıdır. Savaşan Ukrayna- Rusya hepsi tek haneli enflasyonlarla gidiyorlar. Ben 50 yıldır bu enflasyonla yaşıyorum. Biz temelde neyi yapmıyoruz da kurtulamıyoruz bu dertten?” diye sordu.
Doç .Dr Derya Hekim “Her seçimden önce biliyorsunuz ki adına Türkiye modeli dedik, faizler düşürülüyor, krediler açılıyor. Maalesef yapısal sıkıntılarımız da var, gıda enflasyonu, eğitim enflasyonu biliyorsunuz devlet çekildi bu alanlardan. Kira artışları yaşandı, yabancılara konut alımını açtık. Bu da ev arzını kısıtladı. O kadar pahalandı her şey. Bu bir döngü olarak devam etti. Hatırlarsanız 2001 sonrasında düşürdük, onu yaparken çok büyük yapısal politikalar uyguladık, heralde o kısa dönemde 300 tane yasaların geçtiğini zamanları biliyoruz. Onları şimdi göremiyoruz. Sadece tek başına para politikasıyla bir şeyler yapmaya çalışıyoruz, o da bu kadar oluyor” dedi.
“MAKRO DEĞİL, MİKRO BAKMALIYIZ”
BUSİAD’ın geçmiş dönem efsanevi başkanlarından Celal Beysel de söz aldı.
Önce “güzel hazırlanmış bir rapor ama eksik buldum” dedi. Sonra da “Ben hayatım boyunca küçük düşündüm, detaylara baktım. Çünkü ayrıntılar detaylarda gizlidir. Bizde hep makro bakılır. Mikro ölçekde bakmadan, makroekonomik tabloyu göremezsiniz. Teşvik verilerek ayakta tutulmaya çalışılan büyük kurumlar var,bunların istihdama katkısı yüzde 15, GSMH’ye katkıları yüzde 40.Peki mikroekonominin yani küçük esnafın, KOBİ’nin istihdama katkısı yüzde 50, GSMH’ya katkısı yüzde 35.Bunları unutursak, grömezsek sokaktaki insanlar işsiz gezer” dedi. Tabii salondan güzel alkış aldı.
BUSİAD’ın Ekonomi Danışmanı, İktisatçı Prof. Dr. Metin Özdemir’in cevabı ise oldukça ilginçti.
“Bugün yaşadığımız enflasyon dinamik olarak daha önce yaşadıklarımızdan çok farklıdır. Geçmişte bildiğimiz faktörlerdi, bugün ise Eylül 2021 sonrası uygulanan politikaların net ürünüdür. Ekonomi o kadar bozuldu ki. Burada enflasyonu düşürmek istiyorsak düşer. Altını çizerek söylüyorum, kişisel kanaatim enflasyonun düşürülmek istenmediği bizatihi bir politika tercihidir. Dolayısıyla düşük çift haneli, 15-16 haneli bize yeter denilecek ve muhtemelen orada dengelenecek.”
Metin Hoca’nın ardından söylediği daha da dikkat çekti:
“Üniversitede benim başkanlığımda yürüttüğüm bir güven çalışması var, bunu doktora tezi haline getirdik, yayınlanacak. Türkiye örneklerinde seçilen 840 vatandaşa yönlendirilen sorulardan oluşuyor. Çalışmanın ortaya koydu 2 boyut var. İlki, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Merkez Bankası’na güvenmiyor. Bu net. İki güveni sadece salt MB politikaları üzerinden almıyor. Güveni genel olarak tüm siyasetin davranışı, pek çok alanı ve hukuki mekanizmaların işleyişi üzerinden algılıyor, eğer o alanlarda ciddi mesafe katedersek, ki ben katedebileceğimizi hiçbir şekilde düşünemiyorum,enflasyonu düşüremeyiz”
Netice olarak dünkü toplantı “arif olan anlar” misali iş dünyasının aktörleri son 3 yıldır hükümetin uyguladığı sıkı para politikasının artık sürdürülebilir olmaktan çıktığını görüyor ve hükümetin bu konuda bir an evvel hukuki ve yapısal önlemler almasını istiyor.