BTSO’da uzun ve bir hayli de çekişmeli geçen seçim maratonunu Özer Matlı ve ekibi kazandı. Elbette bu bir bayrak yarışı, ekip işi. Teke tek bilek güreşi değil. Özellikle de Özer Matlı ile çalışanlar kendisinin tam bir ekip ruhuyla hareket ettiğini söylüyorlar.
Hatta en yakındaki isimlerden Hilmi Pakyürek seçimlerden sonra konuştuğumuzda;
“Abla aradaki fark bizim lehimize daha fazla olabilirdi, karşı listeden gelmek isteyenler haliyle yönetimlerde yer alma niyetlerini belirtince Özer Abi ‘ben yola beraber çıktıklarıma bunu yapamam. Yönetimde yer vermeyi istediğim arkadaşlarımı bir kenara itip, bu pazarlıkların içine giremem. Gelmek isteyen buyursun inanarak, gönüllü gelsin. Beraber her zaman çalışırız. Başımızın üstünde yeri var” dediğini söylemişti. Benzer ifadeleri Zeki Eker de dile getirdi.
Tabii iki sonuçta verilen mücadele inanma ve birlikte hareket etme işidir.
Doğal olarak kazananları çok olacak.
En başta yeni dönem için yeni yönetimini seçen iş dünyası, kendilerini başından itibaren ortaya koyan Kapalıçarşı ve Hanlar Bölgesi esnafı, Bursaspor ve Bursa kazandı diyebiliriz.
Şunu da yeri gelmişken belirteyim.
Bursa genelde akademik odalardaki yarışlarda sağ ve sol adaylar etrafında siyasi ideolojinin keskin ayrımını yaşarken, uzun yıllar sonra ilk defa Özer Matlı’nın başkanlığında sadece iş dünyasının değil tüm siyaset camiasının sağcısıyla, solcusuyla, Ak Partilisiyle, MHP’lisiyle ve muhalefetiyle tam anlamda uzlaşma sergilediği bir yarışa sahne oldu. İlk defa kentte bir birliktelik sağlandı!..
…… ……
Şimdi gelelim asıl konuya… Ve perde arkasında yer alan asıl isme…
1 Ekim tarihinde BTSO’nun BUTTİM Fuar Alanı’nda oy kullanma işlemi bitip de sandık sonuçları bir bir açıklanmaya ve Yeşil Liste’nin galibiyeti ortaya çıkmaya başladığında, hemen arkamda boyunlarında mavi atkı bulunan 3 kişi “Adam yine kazandı” dedi. Bu arada ellerindeki kağıtlara da sürekli rakamları yazıyorlardı.
Gençler beni gazeteci olarak bilmiyorlar. Döndüm “Hangi adam?” dedim.
“Abla kim olacak Faruk Çelik” dediler.
“Tanıyor musunuz?” Dedim. “Herkes kadar. Bu başarı onun, yine kazandı, helal olsun“ dediler.
Bu tespitler, bu cümleler belki yeşil listeye oy verenlerden gelseydi biraz taraflı olunurdu ama karşı listeden, mavi atkılılardan gelince daha bir anlam ifade ediyor.
……. …….
Matlı ile Burkay arasındaki seçim yarışında taraf oldu diyerek eski Bakan Faruk Çelik’e yönelik linç kampanyası daha önceki dönemlerde olduğu gibi yine müthiş bir saldırıya dönüştü.
Oğlu Sefa Çelik’in 14. Komiteden açık ara farkla meclis üyesi seçilmesini, diğer oğlu Enes Çelik’in Bursaspor’da gösterdiği başarılı başkanlık performansında tüm kenti arkasından sürüklemesini hazmedemeyen cenah, Bakan Çelik’e asılsız itham ve çirkin yakıştırmalarla algı operasyonu yaptı.
Ama hepsi daha önceki dönemlerde olduğu gibi ters tepti.
Bursa’da seveni olduğu kadar sevmeyeni de çok ama şu bir gerçek ki Faruk Çelik ismi bu kentin bir parçası. Değeri. Siyaseten kentten uzaklaştırılmış olsa bile, o bu şehrin ve Türk siyasetinin bir markası. Gerek AK Parti’nin kuruluşunda, gerek Grup Başkanvekilliğinde, gerek 11 yıl yaptığı bakanlıklarda, gerekse milletvekilliği ve Meclis dışı kaldığı dönemlerdeki çalışmasını, azmini, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bağlılığını, krizli dönemlerde üstlendiği görevleri ve davaya sadakatini herkes biliyor.
Ne zaman ki 2011’de Bursa yerine Şanlıurfa’ya ardından da Artvin’e gitti, Bursa yerel ve genel anlamda iktidardan alması gereken hizmetleri yeterince alamadı.
Şanlıurfa ile Artvin adeta hizmet yağmuruna tutulurken Bursa şunun şurasında 2011’de temeli atılan hızlı trene bile kavuşamadı.
Şanlı Urfa’ya gittiğinde AK Parti’nin dönemin belediye başkanı ile sorunu vardı. Siyasi iç çekişmeler, aşiretlerin güç çatışmaları derken AK Parti’nin genel seçimlerdeki durumu kritikti. Ne yaptı? Gece gündüz çalıştı ve bir birliktelik sağladı, neredeyse tulum çıkardı.
Keza Artvin için de öyle. Toplamda 2 milletvekili çıkaran bu kentin, 2023’de aday olarak gittiğinde her 2’si de muhalefetin hanesinde görülüyordu. Gece gündüz çalıştı ve oradan 1 milletvekilini aldı. Ben şahidim. O dönemde dahi Bursa’dan o kadar çok iş ve STK dünyasından muhatap bulamadığı ya da sorunu çözülmediği için Artvin’e giden insanlar vardı ki, hepsinin de sorunlarını çözmüştür.
Sonuç itibariyle, hakkındaki tüm karalama kampanyalarına rağmen bu kent onu bırakmıyor. Neden? Çünkü nereye el atsa bir başarı hikayesinin ardından çıkıyor.
Ve BTSO’daki değişimin arkasında yine bir Faruk Çelik imzası var!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Cennet Yüzer Cankılıç
Adam yine kazandı!..
BTSO’da uzun ve bir hayli de çekişmeli geçen seçim maratonunu Özer Matlı ve ekibi kazandı. Elbette bu bir bayrak yarışı, ekip işi. Teke tek bilek güreşi değil. Özellikle de Özer Matlı ile çalışanlar kendisinin tam bir ekip ruhuyla hareket ettiğini söylüyorlar.
Hatta en yakındaki isimlerden Hilmi Pakyürek seçimlerden sonra konuştuğumuzda;
“Abla aradaki fark bizim lehimize daha fazla olabilirdi, karşı listeden gelmek isteyenler haliyle yönetimlerde yer alma niyetlerini belirtince Özer Abi ‘ben yola beraber çıktıklarıma bunu yapamam. Yönetimde yer vermeyi istediğim arkadaşlarımı bir kenara itip, bu pazarlıkların içine giremem. Gelmek isteyen buyursun inanarak, gönüllü gelsin. Beraber her zaman çalışırız. Başımızın üstünde yeri var” dediğini söylemişti. Benzer ifadeleri Zeki Eker de dile getirdi.
Tabii iki sonuçta verilen mücadele inanma ve birlikte hareket etme işidir.
Doğal olarak kazananları çok olacak.
En başta yeni dönem için yeni yönetimini seçen iş dünyası, kendilerini başından itibaren ortaya koyan Kapalıçarşı ve Hanlar Bölgesi esnafı, Bursaspor ve Bursa kazandı diyebiliriz.
Şunu da yeri gelmişken belirteyim.
Bursa genelde akademik odalardaki yarışlarda sağ ve sol adaylar etrafında siyasi ideolojinin keskin ayrımını yaşarken, uzun yıllar sonra ilk defa Özer Matlı’nın başkanlığında sadece iş dünyasının değil tüm siyaset camiasının sağcısıyla, solcusuyla, Ak Partilisiyle, MHP’lisiyle ve muhalefetiyle tam anlamda uzlaşma sergilediği bir yarışa sahne oldu. İlk defa kentte bir birliktelik sağlandı!..
…… ……
Şimdi gelelim asıl konuya… Ve perde arkasında yer alan asıl isme…
1 Ekim tarihinde BTSO’nun BUTTİM Fuar Alanı’nda oy kullanma işlemi bitip de sandık sonuçları bir bir açıklanmaya ve Yeşil Liste’nin galibiyeti ortaya çıkmaya başladığında, hemen arkamda boyunlarında mavi atkı bulunan 3 kişi “Adam yine kazandı” dedi. Bu arada ellerindeki kağıtlara da sürekli rakamları yazıyorlardı.
Gençler beni gazeteci olarak bilmiyorlar. Döndüm “Hangi adam?” dedim.
“Abla kim olacak Faruk Çelik” dediler.
“Tanıyor musunuz?” Dedim. “Herkes kadar. Bu başarı onun, yine kazandı, helal olsun“ dediler.
Bu tespitler, bu cümleler belki yeşil listeye oy verenlerden gelseydi biraz taraflı olunurdu ama karşı listeden, mavi atkılılardan gelince daha bir anlam ifade ediyor.
……. …….
Matlı ile Burkay arasındaki seçim yarışında taraf oldu diyerek eski Bakan Faruk Çelik’e yönelik linç kampanyası daha önceki dönemlerde olduğu gibi yine müthiş bir saldırıya dönüştü.
Oğlu Sefa Çelik’in 14. Komiteden açık ara farkla meclis üyesi seçilmesini, diğer oğlu Enes Çelik’in Bursaspor’da gösterdiği başarılı başkanlık performansında tüm kenti arkasından sürüklemesini hazmedemeyen cenah, Bakan Çelik’e asılsız itham ve çirkin yakıştırmalarla algı operasyonu yaptı.
Ama hepsi daha önceki dönemlerde olduğu gibi ters tepti.
Bursa’da seveni olduğu kadar sevmeyeni de çok ama şu bir gerçek ki Faruk Çelik ismi bu kentin bir parçası. Değeri. Siyaseten kentten uzaklaştırılmış olsa bile, o bu şehrin ve Türk siyasetinin bir markası. Gerek AK Parti’nin kuruluşunda, gerek Grup Başkanvekilliğinde, gerek 11 yıl yaptığı bakanlıklarda, gerekse milletvekilliği ve Meclis dışı kaldığı dönemlerdeki çalışmasını, azmini, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bağlılığını, krizli dönemlerde üstlendiği görevleri ve davaya sadakatini herkes biliyor.
Ne zaman ki 2011’de Bursa yerine Şanlıurfa’ya ardından da Artvin’e gitti, Bursa yerel ve genel anlamda iktidardan alması gereken hizmetleri yeterince alamadı.
Şanlıurfa ile Artvin adeta hizmet yağmuruna tutulurken Bursa şunun şurasında 2011’de temeli atılan hızlı trene bile kavuşamadı.
Şanlı Urfa’ya gittiğinde AK Parti’nin dönemin belediye başkanı ile sorunu vardı. Siyasi iç çekişmeler, aşiretlerin güç çatışmaları derken AK Parti’nin genel seçimlerdeki durumu kritikti. Ne yaptı? Gece gündüz çalıştı ve bir birliktelik sağladı, neredeyse tulum çıkardı.
Keza Artvin için de öyle. Toplamda 2 milletvekili çıkaran bu kentin, 2023’de aday olarak gittiğinde her 2’si de muhalefetin hanesinde görülüyordu. Gece gündüz çalıştı ve oradan 1 milletvekilini aldı. Ben şahidim. O dönemde dahi Bursa’dan o kadar çok iş ve STK dünyasından muhatap bulamadığı ya da sorunu çözülmediği için Artvin’e giden insanlar vardı ki, hepsinin de sorunlarını çözmüştür.
Sonuç itibariyle, hakkındaki tüm karalama kampanyalarına rağmen bu kent onu bırakmıyor. Neden? Çünkü nereye el atsa bir başarı hikayesinin ardından çıkıyor.
Ve BTSO’daki değişimin arkasında yine bir Faruk Çelik imzası var!